Sümme Haşa hangi dilde ?

Sakin

New member
[color=]Sümme Haşa Hangi Dilde? Anlamı, Kökeni ve Günlük Hayattaki Yeri[/color]

Bazı kelimeler vardır ki, ilk duyulduğunda insana yabancı gelir ama kulağa yerleşince sanki uzun zamandır hayatımızdaymış gibi hissedilir. “Sümme haşa” da bunlardan biri. Çoğu kişi bu ifadeyi özellikle dini sohbetlerde, eski metinlerde ya da büyüklerden duyduğu cümlelerde hatırlar. Fakat tam olarak hangi dilde olduğu ve ne anlama geldiği çoğu zaman net değildir. Üstelik bu tür ifadeler sadece bir dil meselesi değil, aynı zamanda bir kültürün düşünme biçimini de taşır.

Sade bir günlük yaşamın içinden bakınca, bu tür kelimelerin aslında sadece söz olmadığını; bir duruş, bir sınır koyma biçimi ve bazen de saygının dili olduğunu fark etmek zor değildir. Özellikle farklı yaşlardan insanlarla aynı sofrada oturulduğunda, eski kelimelerin nasıl bir anlam taşıdığı daha iyi anlaşılır.

[color=]Sümme Haşa’nın Kökeni: Arapça Bir İfade[/color]

“Sümme haşa” ifadesi Arapça kökenlidir. “Sümme” kelimesi “sonra, ardından” anlamına gelirken, “haşa” ise “uzak olsun, asla öyle değil” gibi bir anlam taşır. Bir araya geldiğinde ifade, “sonra, Allah korusun”, “öyle bir şey asla düşünülemez” ya da daha serbest bir anlatımla “böyle bir şeyden kesinlikle uzak durulur” anlamına gelir.

Bu ifade Arapçadan Osmanlı Türkçesine geçmiş, oradan da günümüz Türkçesine özellikle dini ve edebi metinler aracılığıyla ulaşmıştır. Günlük konuşmada artık eskisi kadar sık kullanılmasa da, bazı kesimlerde hâlâ güçlü bir karşılığı vardır. Özellikle saygı, edep ve inanç vurgusu yapılmak istendiğinde devreye girer.

Bir kelimenin başka bir dilden gelip yerleşmesi aslında şaşırtıcı değildir. Çünkü dil dediğimiz şey, evdeki kalabalık sofralar gibidir; farklı tatlar bir araya gelir, zamanla bazıları daha baskın hale gelir, bazıları ise kenarda ama değerli bir yerde kalır.

[color=]Anlamından Çok Taşıdığı Duruş Önemlidir[/color]

“Sümme haşa” ifadesi sadece bir çeviriyle açıklanabilecek kadar basit değildir. Çünkü içinde bir “reddetme” vardır ama bu sert bir reddetme değildir. Daha çok edebe dayalı bir uzak durma ifadesidir.

Günlük hayatta bazen insanlar bir şeyi reddederken çok keskin cümleler kullanır. Oysa eski ifadelerde bu reddediş daha ölçülüdür. “Sümme haşa” dediğinizde aslında şunu söylersiniz: “Böyle bir ihtimali bile kabul etmem, bunu düşünmek bile uygun değildir.” Bu, sadece dilsel bir tavır değil, aynı zamanda zihinsel bir sınır çizme biçimidir.

Bir annenin ev içinde çocuklarına bazı konularda “öyle şey olmaz” derken bile ses tonunu ayarlaması gibi… Sertlikten ziyade yönlendirme vardır. Bu ifade de benzer şekilde bir sınır koyar ama bunu kırmadan yapar.

[color=]Günlük Hayatta Kullanımı ve Dönüşümü[/color]

Bugün “sümme haşa” ifadesi daha çok yazılı metinlerde, dini konuşmalarda veya eski üslubu koruyan kişiler arasında duyulur. Modern Türkçede karşılığı genellikle “Allah korusun”, “asla”, “öyle bir şey mümkün değil” gibi ifadelerle verilir.

Ancak dikkat edilirse bu çeviriler tam olarak aynı hissi taşımaz. Çünkü “sümme haşa” ifadesinde hem dilsel bir ağırlık hem de tarihsel bir derinlik vardır. Bu yüzden bazı ifadeler tam karşılığını modern kelimelerde bulamaz; sadece yaklaşabilir.

Günlük yaşamda insanlar artık daha kısa, daha hızlı ve daha doğrudan cümleler kuruyor. Bu da eski ifadelerin kullanım alanını daraltıyor. Fakat bu daralma, onların değersizleştiği anlamına gelmiyor. Sadece farklı bir yerde yaşamaya devam ediyorlar; daha çok kültürel hafızanın içinde.

[color=]Toplumsal Hafıza ve Dilin Taşıdığı Kültür[/color]

Dil sadece iletişim aracı değildir. Aynı zamanda bir toplumun düşünme biçimini, değerlerini ve sınırlarını da taşır. “Sümme haşa” gibi ifadeler bu açıdan bakıldığında küçük ama önemli birer kültürel izdir.

Özellikle eski kuşaklarla yeni kuşaklar arasında bu tür ifadeler bazen bir kopukluk yaratabilir. Genç bir insan için anlamı belirsiz olan bir kelime, büyükler için oldukça net ve güçlü bir anlam taşıyabilir. Bu durum bazen yanlış anlaşılmalara da yol açar. Çünkü bir tarafın “doğal” gördüğü ifade, diğer taraf için “ağır” ya da “gereksiz eski” olabilir.

Fakat burada önemli olan taraf tutmak değil, anlamaya çalışmaktır. Çünkü dil değişirken değerler tamamen kaybolmaz; sadece şekil değiştirir.

[color=]İnanç, Saygı ve Sözün Ağırlığı[/color]

“Sümme haşa” ifadesinin en güçlü yönlerinden biri, inançla olan bağıdır. Genellikle dini bir saygı ifadesi olarak kullanılır ve bir düşünceyi kesin bir şekilde reddederken aynı zamanda sınırları da belirtir.

Günlük yaşamda insanlar bazen çok hızlı konuşur, düşünmeden tepki verir. Oysa bu tür ifadeler, söze biraz durma ve tartma hali katar. Her ne kadar bugün daha az kullanılıyor olsa da, içinde taşıdığı “ölçü” duygusu hâlâ kıymetlidir.

Bir sözün nasıl söylendiği, çoğu zaman ne söylendiğinden daha etkilidir. Bu ifade de tam olarak bunu hatırlatır: her reddediş aynı sertlikte olmak zorunda değildir.

[color=]Eski ile Yeni Arasında Bir Köprü[/color]

“Sümme haşa hangi dilde?” sorusu aslında sadece bir dil sorusu değildir. Aynı zamanda geçmişle bugün arasındaki bağlantıyı da sorgular. Arapça kökenli bu ifade, Osmanlı Türkçesi üzerinden bugüne kadar ulaşmış ve hâlâ bazı çevrelerde yaşamaya devam etmiştir.

Bu tür kelimeler, geçmişten bugüne taşınan küçük köprüler gibidir. Üzerinden her gün geçmeyiz belki ama varlıklarını bilmek bile bir kültürel devamlılık hissi verir.

Günlük yaşamın koşuşturması içinde bu tür ifadeler çoğu zaman fark edilmez. Fakat bir yerde duyulduğunda insana kısa bir duraksama yaşatır. “Bu kelimeyi daha önce nerede duymuştum?” hissi bile aslında dilin hafızada nasıl yer ettiğini gösterir.

Sonuçta “sümme haşa” sadece bir kelime değildir. Bir dönemin dili, bir düşünme biçimi ve bir saygı anlayışının küçük ama anlamlı bir yansımasıdır.
 
Üst