Pancar pekmezi sabah aç karnına içilir mi ?

Zaman

New member
Pancar pekmezi sabah aç karnına içilir mi? Basit bir beslenme sorusunun arkasındaki toplumsal mesele

Sabahın erken saatlerinde mutfakta bir kaşık pancar pekmezi almak, ilk bakışta tamamen kişisel bir beslenme tercihi gibi görünüyor. Fakat biraz düşününce bu küçücük alışkanlığın bile aile kültürü, ekonomik imkânlar, kadınların bakım emeği, erkeklerin sağlıkla kurduğu ilişki ve “doğal olan her zaman iyidir” şeklindeki toplumsal kabullerle bağlantılı olduğunu fark ediyorum.

Özellikle Türkiye’de pekmez yalnızca bir gıda değil; kuşaktan kuşağa aktarılan bir alışkanlık. “Sabah aç karnına iç, kan yapar”, “çocuklara ver, güçlensin”, “doğal olduğu için zararı olmaz” gibi cümleleri pek çok ailede duymak mümkün. Ancak geleneksel bilgi ile bilimsel kanıt aynı şey değil. Üstelik insanların aynı gıdaya ulaşma biçimleri de aynı değil.

Öncelikle sorunun doğrudan cevabını vermek gerekirse: Sağlıklı bir yetişkin için pancar pekmezini sabah aç karnına tüketmenin herkes açısından gerekli olduğuna dair güçlü bir bilimsel kanıt bulunmuyor. Aç karnına içmek zorunlu değil. Kişi bunu seviyor ve herhangi bir sağlık sorunu yaşamıyorsa, ölçülü miktarda kahvaltının yanında veya ayrı bir zamanda tüketebilir. Fakat “aç karnına içilirse demiri kesin yükseltir”, “kansızlığı tedavi eder” veya “günün enerjisini garanti eder” gibi ifadeler bilimsel olarak genellenmemeli.

“Aç karnına” meselesi gerçekten ne kadar önemli?

Bence burada asıl sorun, beslenme tavsiyelerinin çoğu zaman gereğinden fazla kesin cümlelerle aktarılması.

Pancar pekmezinin içeriği üretim yöntemine ve ürüne göre değişebilir. Pekmez genel olarak yoğun karbonhidrat ve şeker içeren bir gıdadır. Dolayısıyla “doğal” olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez.

Dünya Sağlık Örgütü, serbest şekerlerin toplam enerji alımının yüzde 10’undan az olmasını, mümkünse yüzde 5’in altında tutulmasını öneriyor. Buradaki önemli ayrıntı, “şeker doğal mı, işlenmiş mi?” tartışmasından ziyade toplam beslenme düzeninin değerlendirilmesi. WHO da sağlıklı beslenmenin yeterlilik, denge, ölçülülük ve çeşitlilik üzerine kurulması gerektiğini vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütü+1

Bu nedenle sabah aç karnına birkaç kaşık pekmez içmek ile “sağlıklı yaşam ritüeli” oluşturmak arasında otomatik olarak eşitlik kurmamak gerekiyor.

Bazı kişiler aç karnına yoğun şekerli bir gıda tükettiğinde mide rahatsızlığı, bulantı veya kan şekeri dalgalanmaları hissedebilir. Bazıları ise hiçbir sorun yaşamaz. Bu noktada bireysel tolerans önemlidir.

Yani “aç karnına içilir mi?” sorusunun cevabı “mutlaka içilmeli” değil, “kişinin beslenme düzenine ve sağlık durumuna göre tüketilebilir” şeklinde düşünülmeli.

Pekmez, kansızlık ve kadınların görünmeyen sağlık yükü

Toplumsal cinsiyet açısından konu daha ilginç hale geliyor.

Kadınların sağlık deneyimleri erkeklerden farklı olabiliyor. Bunun önemli örneklerinden biri demir eksikliği riskinin adet kanaması, gebelik, doğum ve emzirme gibi biyolojik süreçlerle ilişkili olması. Fakat burada biyolojik farklılık ile toplumsal yapı birbirinden ayrılmalı.

Bir kadın sürekli yorgun hissediyorsa, toplumda bunun “kadınlık”, “ev işi”, “annelik” veya “normal yoğunluk” olarak görülmesi mümkün. Oysa yorgunluğun altında demir eksikliği gibi tıbbi bir neden bulunabilir. Bu durumda bir kaşık pekmezi çözüm olarak görmek, gerçek sağlık sorununu görünmez hale getirebilir.

Üstelik sağlık hizmetlerine erişim, düzenli ve kaliteli beslenme, laboratuvar testlerine ulaşabilme ve sağlık konusunda güvenilir bilgi edinme imkânları herkes için aynı değil.

Burada kadınların deneyimlerini “kadınlar böyle düşünür” şeklinde genellemek doğru olmaz. Kimi kadın geleneksel beslenme bilgisini önemserken kimi tamamen bilimsel kaynaklara yöneliyor. Kimi kadın kendi sağlığını ikinci plana atmak zorunda hissederken kimi sağlık konusunda oldukça bilinçli davranıyor. Aynı toplumsal yapı içerisinde bile deneyimler sınıf, yaş, eğitim, çalışma koşulları, aile yapısı ve yaşanılan bölgeye göre değişebiliyor.

Benim burada kişisel deneyim iddiam yok; sağlık tavsiyesini kendi yaşantımdan aktararak güvenilir göstermeye çalışmak yerine, bilimsel kaynaklarla sınırlı kalmayı daha doğru buluyorum.

Erkeklerin sağlık yaklaşımı neden ayrıca konuşulmalı?

Erkeklerin deneyimi de tek tip değil. Bunun altını özellikle çizmek gerekiyor.

Bazı erkekler sağlık konusunda “bir şeyim yok” diyerek doktora gitmeyi erteleyebilir. Bazıları ise tam tersine beslenme, spor ve kan değerleri konusunda oldukça bilinçlidir. Bu nedenle “erkekler sağlıklarını önemsemez” gibi bir genelleme hem yanlış hem de gereksiz.

Fakat çözüm odaklı yaklaşım açısından erkeklerin de içinde bulunduğu bazı sosyal normlar tartışılabilir. Örneğin sağlık sorununu konuşmak yerine “bir kaşık pekmez al geçer” demek, aslında pratik görünse de sorunun nedenini araştırmayı geciktirebilir.

Bir erkeğin kansızlık, sürekli yorgunluk veya başka bir belirti yaşaması durumunda da aynı şekilde davranılmalı: Beslenme alışkanlığı gözden geçirilmeli, gerektiğinde sağlık profesyoneline başvurulmalı ve eksikliğin nedeni araştırılmalı.

Çözüm odaklı yaklaşımın kendisi cinsiyete ait değil. Kadınlar da erkekler de kendi sağlıkları konusunda bilgiye, uygun sağlık hizmetine ve ekonomik olarak erişilebilir sağlıklı gıdaya ihtiyaç duyuyor.

Irk, etnik köken ve “geleneksel beslenme” meselesi

Pekmez gibi geleneksel gıdalar üzerinden konuşurken ırk ve etnik köken konusu da dikkatli ele alınmalı.

Türkiye’de farklı bölgelerin farklı pekmez kültürleri var. Üzüm, dut, keçiboynuzu veya pancar gibi farklı kaynaklardan elde edilen ürünler aileden aileye değişebiliyor. Benzer biçimde Türkiye’de yaşayan farklı etnik toplulukların mutfak kültürleri de birbirinden farklı olabilir.
 
Üst