Dünyada ilk şarkı ne ?

Sakin

New member
Bir Başka Güçlü Aday: Seikilos Şarkısı

“Peki Nikkal İlâhisi'nden daha anlaşılır bir antik şarkı var mı?” diye sorabilirsiniz.

Evet. Burada karşımıza Seikilos Şarkısı çıkıyor.

Seikilos Epitafı, günümüzde Türkiye'nin Aydın iliyle ilişkilendirilen antik Tralleis bölgesinden gelen mermer bir steldir. Eser yaklaşık MS 1. veya 2. yüzyıla tarihleniyor. Üzerinde Yunanca sözlerin yanında müziğin nasıl seslendirileceğini gösteren işaretler bulunuyor. Guinness World Records bu eseri “en eski eksiksiz müzik bestesi” olarak tanımlıyor.

Burada ilginç bir fark var:

Nikkal İlâhisi daha eski.

Fakat Seikilos Şarkısı daha bütünlüklü bir eser olarak korunmuş durumda.

Bu nedenle “en eski şarkı” sorusunun cevabı, “tam olarak neyi ölçtüğünüze” göre değişiyor.

Eğer ölçütümüz:

- en eski notalı müzik → Nikkal İlâhisi

- günümüze eksiksiz ulaşan en eski müzik eseri → Seikilos Şarkısı

- insanlığın söylediği ilk şarkı → Bilinmiyor

şeklinde düşünülebilir. Guinness de bu ayrımı açıkça yapıyor; Nikkal İlâhisi daha eski olsa da parçalı olduğu için Seikilos Şarkısı'nı en eski eksiksiz beste olarak sınıflandırıyor.

Seikilos Şarkısının En İlginç Tarafı: Konusu Hâlâ Tanıdık

Seikilos Epitafı'nın sözleri burada modern insanla şaşırtıcı bir bağlantı kuruyor.

Mesajı kabaca hayatın kısa olduğu, insanın yaşarken hayatın tadını çıkarması gerektiği düşüncesi etrafında şekilleniyor. Guinness'in aktardığı İngilizce anlamda şarkı, yaşarken parlamak ve yaşamın kısa olduğunu hatırlamak üzerine kurulmuş.

Bunu günümüzden bir şarkıyla karşılaştırdığınızda aradan yaklaşık 2.000 yıl geçmesine rağmen temanın hâlâ tanıdık olduğunu görüyorsunuz.

Bugün de şarkılarda aşk, ayrılık, ölüm, zaman, özlem ve hayatın geçiciliği gibi konuların sürekli karşımıza çıkmasının nedeni belki de burada yatıyor. Teknoloji değişiyor, müzik aletleri değişiyor, müzik endüstrisi değişiyor ama insanın temel duygusal meseleleri aynı kalabiliyor.

Erkekler ve Kadınlar Bu Konuya Farklı mı Yaklaşır?

Burada dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler müziği böyle dinler, kadınlar şöyle dinler” şeklinde kesin hükümler bilimsel açıdan sağlıklı değil. Bireysel farklılıklar, yaş, kültür, eğitim, müzik türü ve kişisel deneyimler cinsiyet kategorilerinden çok daha belirleyici olabilir.

Yine de forum tartışması açısından farklı bakış açılarını düşünmek faydalı.

Bazı erkek dinleyiciler konuya daha pratik ve teknik taraftan yaklaşabilir: “Nota sistemi nasıl çalışıyordu?”, “Dokuz telli lir nasıl akort ediliyordu?”, “Bu melodiyi gerçekten yeniden çalabilir miyiz?” gibi sorular öne çıkabilir.

Bazı kadın dinleyiciler ise eserin insani ve sosyal boyutuna daha fazla dikkat çekebilir: “Bu şarkıyı kimler dinliyordu?”, “İnsanlar bu ilahiyi söylerken ne hissediyordu?”, “Bir kadına, yani Nikkal'a adanmış bir ilahinin toplumdaki anlamı neydi?” gibi sorular gündeme gelebilir.

Ama bunları cinsiyetlerin değişmez özellikleri olarak görmek doğru olmaz. Bir kadın arkeomüzikoloji açısından teknik ayrıntıları merak edebilir; bir erkek ise Seikilos'un ölüm ve yaşam üzerine mesajından güçlü biçimde etkilenebilir.

Bence asıl değerli olan, bu iki yaklaşımı karşı karşıya getirmek yerine birleştirmek.

Çünkü müziğin hem nasıl üretildiğini hem de insanlar için ne ifade ettiğini anlamamız gerekiyor.

Müzik Tarihi Açısından Asıl Büyük Sürpriz Ne?

Bana göre en çarpıcı nokta, 3.400 yıl önce insanların müziği yalnızca rastgele seslerden ibaret görmemiş olması.

Nikkal tabletindeki akort ve aralık bilgileri, o dönemde müzik hakkında sistematik bir bilgi birikimi bulunduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, Ugarit tabletlerinin müzik teorisi açısından ciddi bir tarihsel veri sunduğunu belirtiyor.

Burada müzik tarihi matematikle birleşiyor.

Sesler arasındaki aralıkları düzenlemek, telleri belirli bir sisteme göre akort etmek ve bu bilgiyi başka bir müzisyenin anlayabileceği şekilde kaydetmek, belirli ölçüde soyut düşünme gerektiriyor.

Bu yüzden Nikkal İlâhisi sadece “çok eski bir şarkı” değil. Aynı zamanda insanlığın sesi sistematik bilgiye dönüştürme çabasının bir belgesi.

Arkeoloji burada müzikolojiyle; müzikoloji ise dilbilim, matematik ve antropolojiyle kesişiyor.

Bugünkü Şarkılarla Arasında 3.400 Yıllık Bir Köprü Var mı?

Bence var.

Bugün bir şarkının milyonlarca kez dinlenmesi için Spotify, YouTube, radyo veya sosyal medya gibi sistemlere ihtiyacımız var. Ugarit'te ise bir şarkının kalıcı olması için kil tablet ve yazıcı yeterliydi.

Bugün müzik dosyaları dijital olarak kopyalanıyor; o dönemde bilgiler kil üzerine işleniyordu.

Bugün bir şarkının akorlarını internette paylaşabiliyoruz; Ugarit'te müziksel talimatlar çivi yazısıyla kaydediliyordu.

Aradaki teknoloji farkı inanılmaz, fakat temel fikir aynı: Bir insanın ürettiği müziği başka insanların da yeniden icra edebilmesini sağlamak.

İşte bu nedenle Nikkal İlâhisi yalnızca geçmişe ait bir eser değil. Aynı zamanda müziğin neden kaydedildiği sorusunun da çok eski bir örneği.

Sonuç: Dünyanın İlk Şarkısı Hangisi?

Tek bir isim vermek gerekirse, günümüze ulaşan en eski notalı şarkı için en güçlü cevap Hurri İlâhisi No. 6, yani Nikkal İlâhisi'dir. Yaklaşık MÖ 1400'e, başka bir ifadeyle yaklaşık 3.400 yıl öncesine tarihlenir ve Ugarit'te bulunan çivi yazılı bir kil tablet üzerinde korunmuştur.

Ancak bunu insanlığın söylediği “ilk şarkı” olarak kabul etmek mümkün değildir.

İlk şarkının gerçekten ne olduğunu muhtemelen hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Belki bir avcı, binlerce yıl önce ateş başında ritim tutarak bir ezgi mırıldandı. Belki bir anne çocuğunu uyutmak için bugün hiçbir kaydı bulunmayan bir ninni söyledi. Belki bir topluluk, avdan önce birlikte ritmik bir ezgi söyledi.

Bunların hiçbiri yazıya geçirilmediği için tarihin sessizliğinde kaybolmuş olabilir.

Belki de bu yüzden “dünyanın ilk şarkısı neydi?” sorusunun en dürüst cevabı şudur: Bilmiyoruz. Ama elimizdeki en eski izlerden biri yaklaşık 3.400 yıl önceye ait Nikkal İlâhisi.

Ve bence tartışmayı asıl ilginç yapan soru da burada başlıyor:

Sizce bir şarkıyı “ilk şarkı” yapan şey nedir: En eski sözler mi, en eski melodi mi, yoksa günümüze eksiksiz ulaşmış olması mı?

Bir de daha kişisel bir soru: 3.400 yıl önce yaşamış insanların söylediği bir melodiyi bugün dinleme şansınız olsaydı, sizce en çok neyi merak ederdiniz - melodinin kendisini mi, sözlerini mi, yoksa o şarkıyı söyleyen insanların kim olduğunu mu?
 
Üst