Denizde neden beyaz köpük olur ?

Zaman

New member
Denizde Neden Beyaz Köpük Olur? Deniz Köpüğünün Bilimsel Hikâyesi

Denizde neden beyaz köpük olur? İlk bakışta görünen ile gerçekte olan aynı mı?

Sahilde yürürken denizin kıyıya vuran dalgalarının üzerinde bembeyaz köpükler görmek oldukça sıradan. Bazen köpükler birkaç santimetrelik ince bir tabaka halinde kalıyor, bazen de rüzgârlı bir havada kıyının tamamını kaplayacak kadar çoğalıyor. Hatta bazı fırtınalardan sonra deniz köpüğü kar gibi sahile yığılabiliyor. Peki bu görüntü gerçekten denize sabun veya deterjan karıştığı anlamına mı geliyor?

Kısa cevap: Çoğu zaman hayır.

Deniz köpüğünün temelinde su, hava, dalga hareketi ve deniz suyunda doğal olarak bulunan organik maddelerin birlikte oluşturduğu fiziksel ve kimyasal bir süreç var. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin (NOAA) açıklamasına göre deniz köpüğü, denizde çözünmüş organik maddelerin rüzgâr ve dalgalar tarafından çalkalanmasıyla meydana geliyor. Bu organik maddeler arasında ölü planktonlardan gelen proteinler ve yağlar da bulunabiliyor.

Yani sahilde gördüğümüz köpük, aslında deniz ekosisteminde gerçekleşen biyolojik süreçlerin dalga fiziğiyle buluşmasının gözle görülebilen sonucu.

Deniz köpüğünün oluşması için üç şeyin buluşması gerekiyor

Bir köpüğü anlamanın en kolay yolu onu yalnızca "hava kabarcığı" olarak düşünmemek. Hava kabarcığının uzun süre yüzeyde kalabilmesi için onu çevreleyen su tabakasının belirli özelliklere sahip olması gerekiyor.

Deniz suyunda doğal olarak bulunan bazı proteinler, yağlar ve diğer organik moleküller yüzey aktif madde yani sürfaktan gibi davranabiliyor. NOAA'nın eğitim materyallerinde bu moleküllerin bir ucunun suyla etkileşirken diğer ucunun sudan kaçınma eğiliminde olduğu açıklanıyor. Bu özellik nedeniyle hava kabarcıklarının çevresinde toplanabiliyorlar.

Sonra fizik devreye giriyor.

Dalga kırıldığında deniz suyunun içine hava karışıyor. Çok sayıda küçük hava kabarcığı oluşuyor. Bu kabarcıkların yüzeyi organik moleküllerle kaplandığında birbirlerinin hemen birleşip kaybolmaları zorlaşıyor. Böylece köpük oluşuyor.

Bunu evde basit bir örnekle düşünmek mümkün: Sade suyu bir şişede çalkaladığınızda oluşan kabarcıklar kısa sürede kaybolur. Ancak suyun içine protein veya başka yüzey aktif maddeler girdiğinde köpük çok daha kalıcı hale gelir. NOAA da deniz köpüğünü açıklarken kahve veya süt köpüğünde gördüğümüz fiziksel prensiplerle benzerlik kuruyor.

Buradaki önemli ayrıntı şu: Köpüğü oluşturan hava kabarcıkları yeni bir madde değil; onları kalıcılaştıran şey sudaki organik maddeler.

Peki köpük neden beyaz görünüyor?

Bu da işin optik tarafı.

Tek bir hava kabarcığı şeffaf görünür. Fakat denizde milyonlarca küçük kabarcık bir araya geldiğinde ışık, hava-su sınırlarında defalarca saçılır. Farklı dalga boylarındaki görünür ışığın birlikte güçlü biçimde saçılması, gözümüze beyaz veya açık renkli bir görüntü olarak ulaşır.

Bu nedenle köpüğün beyaz olması, içinde mutlaka beyaz renkli bir kimyasal madde bulunduğu anlamına gelmez.

Benzer durumu mutfakta da görüyoruz. Bir bardağa süt koyduğumuzda sıvı beyazdır; kahveyi köpürttüğümüzde ise köpüğün görünümü daha açık hale gelir. Köpüğün rengi, yalnızca sıvının kendi renginden değil, hava kabarcıklarının ışığı nasıl dağıttığından da etkilenir.

Denizdeki köpük için de aynı fiziksel mantık geçerlidir.

Her beyaz köpük doğal mıdır? Hayır, burada dikkatli olmak gerekiyor

"Deniz köpüğü doğal bir olaydır" demek doğru olsa da bundan "gördüğümüz her köpük kesinlikle zararsızdır" sonucu çıkmaz.

NOAA, deniz köpüğünün çoğunlukla zararlı olmadığını ancak bazı durumlarda zararlı alg patlamalarının parçalanması ve kıyıya taşınmasıyla yoğun köpük oluşabileceğini belirtiyor. Özellikle bazı alg türlerinin büyük miktarlarda çoğalması, ardından ölerek parçalanması, deniz suyundaki organik madde miktarını artırabiliyor. Bu maddeler dalgalar tarafından çalkalandığında yoğun köpük meydana gelebiliyor.

Dolayısıyla yalnızca köpüğün rengine bakarak "temiz" veya "kirli" kararı vermek bilimsel açıdan doğru değil.

Köpüğün yanında suyun olağandışı renk değiştirmesi, kötü koku, ölü balıklar, geniş yüzeyli alg birikimleri veya resmi uyarılar varsa konu farklı değerlendirilmeli.

Alg patlamaları neden önemli?

Deniz ekosisteminin temel taşlarından biri fitoplanktonlar. Bunların önemli bölümü mikroskobik canlılardan oluşuyor ve deniz besin ağının başlangıcında yer alıyor. NOAA'ya göre alglerin ve okyanustaki diğer fotosentetik canlıların Dünya'daki oksijen üretiminin yaklaşık yarısına katkıda bulunduğu tahmin ediliyor.

Dolayısıyla "alg = kötü" şeklinde bir denklem kurmak yanlış.

Sorun, bazı türlerin olağan seviyelerin çok üzerine çıkması veya toksin üretmesiyle başlıyor. Buna zararlı alg patlaması (HAB) deniyor. NOAA, bu olayların insanları, balıkları, kabuklu deniz canlılarını, deniz memelilerini ve kuşları etkileyebileceğini belirtiyor.

Alg patlamalarını besleyen koşullar arasında sıcaklık, ışık, su hareketleri ve besin maddeleri bulunabiliyor. Özellikle azot ve fosfor gibi besin maddelerinin karasal kaynaklardan suya fazla miktarda ulaşması bazı bölgelerde alg çoğalmasını destekleyebiliyor.

Burada çevre bilimi ile şehir planlaması birbirine bağlanıyor. Bir sahilde görülen köpük yalnızca "denizin görüntüsü" meselesi olmayabilir; atık su yönetimi, tarımsal yüzey akışı, yağmur suyu, kıyı kullanımı ve deniz ekosisteminin taşıma kapasitesi gibi daha büyük bir sistemin parçası olabilir.

Fırtınadan sonra köpüğün artması neden şaşırtıcı değil?

Deniz köpüğünün miktarında dalga enerjisi çok önemli.

İrlanda Meteoroloji Servisi'nin Beaufort ölçeğinde rüzgârın kuvveti arttıkça dalga tepelerinde oluşan beyaz köpüklerin de genişlediği belirtiliyor. Örneğin Beaufort 6 seviyesinde rüzgâr hızı yaklaşık 22–27 knot, yani yaklaşık 41–50 km/saat aralığında; bu seviyede dalga tepelerindeki beyaz köpükler daha geniş hale geliyor. Beaufort 10 seviyesinde ise 48–55 knot, yaklaşık 89–102 km/saat rüzgârlarda köpük büyük parçalar halinde deniz yüzeyine yayılabiliyor.

Bu yüzden fırtına sonrası kıyıda normalden çok daha fazla köpük görmek tek başına şaşırtıcı değildir.

Gerçek hayattan güzel bir örnek İngiltere'nin Northumberland kıyısında Storm Babet sonrasında kaydedilmiş. 19 Ekim 2023'te Howick yakınlarındaki Rumbling Kern bölgesinde fırtınanın oluşturduğu büyük deniz hareketleri, kayalık alanda adeta kazanı andıran büyük bir köpük birikimi meydana getirmişti. Olayın görüntüleri ve konumu Geograph Britain and Ireland arşivinde kayıtlı.

Yani "fırtınadan sonra deniz köpürdü" ifadesi sadece mecaz değil; gerçekten çok büyük köpük kütleleri oluşabiliyor.

Marmara Denizi'ndeki 2021 müsilaj olayı bize ne anlatıyor?

Türkiye açısından en öğretici örneklerden biri Marmara Denizi'nde 2021 yılında yaşanan müsilaj olayı.

Burada klasik deniz köpüğü ile müsilajı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Müsilaj, köpükten farklı olarak yoğun organik ve jelimsi bir yapı. Fakat ikisinin arkasındaki biyolojik süreçlerin bazı noktalarında bağlantılar bulunabiliyor.

2021 yılında Marmara'daki yoğun müsilaj oluşumunu inceleyen bilimsel çalışmalarda, yüzeydeki köpüklü müsilaj içinde çeşitli fitoplankton grupları tespit edildi. Bir çalışmada Phaeocystis pouchetii, Skeletonema costatum, Cylindrotheca closterium, Thalassiosira rotula ve Gonyaulax fragilis gibi organizmalar raporlandı. Aynı araştırmada hücre yoğunluğunun litre başına 2,1 × 10⁷ hücreye, yani yaklaşık 21 milyon hücre/litreye, ulaştığı; klorofil-a değerinin ise 15,9 µg/L olduğu bildirildi.

Bu rakamlar bize önemli bir şey söylüyor: Denizdeki mikroskobik canlıların yoğunluğu olağan koşulların çok üzerine çıktığında, gözle görünür sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

TÜBA'nın Marmara Denizi üzerine hazırladığı değerlendirmede ise müsilaj oluşumunda fitoplanktonların salgıladığı hücre dışı polisakkaritlerin yanı sıra kirlilik baskısı, ılıman kışların ardından gelen sıcak dönemler, durgun su koşulları ve düşük oksijen gibi etkenlerin rol oynayabileceği belirtiliyor.

Daha sonraki araştırmalar da 2021 olayının yalnızca yüzeysel bir görüntüden ibaret olmadığını ortaya koydu. Marmara'da yapılan bir çalışmada müsilaj agregatlarının bazı bölgelerde 60 metre derinliğe kadar ulaştığı raporlandı.

Bu nedenle kıyıda gördüğümüz beyaz köpüğü değerlendirirken "deniz köpürdü, demek ki sabun var" şeklindeki basit açıklama çoğu zaman yetersiz kalıyor.
 
Üst